‘Sen Yoksan Bir Eksiğiz’

“Kalkınma gereklidir ama biz kalkınmayı sürdürülebilir bir kalkınma çerçevesinde değerlendiren, çevreyi ve ekolojiyi de içine alabilecek dengeli bir kalkınmanın gerçekleştirilmesi taraftarıyız.”
Sivil toplum örgütleri işbirliğinde Mersin’in kanayan yarası olan ‘Balık Çiftliklerinin İnsan Sağlığına Etkileri’ konulu konferans düzenlendi.

Prof. Dr. Ali Osman Karababa ve Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül’ün sunumuyla gerçekleşen seminerin açılış konuşmasını yapan Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz, Mersin Barosu olarak sivil toplum örgütleriyle birlikte Mersin çevresinde yaşanan olumsuz yapılaşmalara karşı ilk etkinliği düzenlediklerini belirterek, “Bundan sonra ortak çalışmalarımız da devam edecektir. Çevre sorunlarını hep birlikte masaya yatıracağız. Önümüzde bir yerel seçim var. Panelimize 3 partinin Büyükşehir Belediye Başkan adaylarını fikirlerini almak için davet ettim. . Kamuoyunu aydınlatmak üzere bu tür sempozyumlar düzenleyeceğiz” dedi.

Seminerde konuşan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Sinan Can, “Balık çiftlikleri konusu Mersinimizi son yıllarda yaklaşık 10-15 yıldır yoğun bir şekilde meşgul eden, sivil toplum kuruluşlarıyla, uzmanlarla birlikte tartışılan ve buna karşı olan bir duruş sergilenen önemli konulardan birisidir. Balık çiftlikleri konusu birçok yönü olan çok geniş kapsamlı bir konudur. Çevresel, sağlık, bürokratik, kamusal yönü olan ciddi yatırımlardan birisidir. 2008 yılında bu süreç Mersin gündemine geldiği zaman, Mersin’de yer alan STK’lar, siyasal aktörler, kurum ve kuruluşlar, bu yatırımlara karşı bir takım karşı çıkışlarla, belirli bir ortak paydada buluşarak bunlara karşı bir ön cephe alma noktasında bir araya geldiler. En önemli nokta ise, Mersin’in o dönemki milletvekillerinin içerisinde yer aldığı bir ortak mutabakat ile Mersin’de bunun planlanmaması, Mersin’in turizm kenti olması konusunda ciddi anlamda bir ortak paydada buluştular ve o dönemde gerçekleştirilen bu kamusal duruş, Mersin’de 2008 yılında birtakım balık çiftlikleri projelerinin yapılmasına engel olmuştur. O imzacılar arasında Vahap Seçer vekilimiz de bulunmaktaydı. Bir anda iptal edildi diye bir söylentisi çıktı fakat bu bir yanılsamaydı. Çünkü yaklaşık 10 yıl sonra tekrar Mersin gündemine gelen balık çiftliklerinin Mersin’de yapılacağı, bunun hem bürokrasi, hem de ekonomik anlamda Türkiye’ye katma değer sağlayacağı konusunda bir yargı vardı.

“2018’DE OTORİTELEŞME YAPISI FAZLA OLDUĞUNDAN KARŞI ÇIKIŞ NOKTASI OLUŞAMADI”

Yine 2018’de STK’lar, Mersin’in dinamikleri, ekonomik çevreler, bunun yapılmaması konusunda tekrar bir araya geldi. Geçmişe nazaran sadece bir noktada bir araya gelinemedi. O da 2008 yılında gösterilen kamusal anlamda bütün milletvekillerinin karşı çıkış noktası oluşamadı. Bunun nedenleri arasında 2008 yılının, 2018 yılına göre otoriterleşme yapısının daha zayıf olduğu yıllar olarak niteleyebiliriz. Bu duruş gösterilmediğinden dolayı balık çiftlikleri belirli bir bürokrasiyi arkasını alarak Mersin’in gündemine geldi ve bunun yapılması için de çalışmalar yapıldı. ÇED raporları çıktı. Bunun en ciddi karşı çıkışlarından birisinin 2017 Ekim ayında Mersin Kent Konseyi bünyesinde bir çalıştay gerçekleştirildi. 33 kurum ve kuruluşun davet edildiği bu çalıştayda 23 kurum ve kuruluş ile birlikte ciddi, kapasiteli ve sonuç bildirgesinin çıktığı bir çalıştay oldu. Çalıştay sonucunda, kentin turizm ve doğal yapısına zarar vereceği sebebiyle balık çiftliklerinin yerinin kesinlikle yanlış olduğu ortak beyanına vardık. Çalıştaydan sonra 32 tane ÇED raporu önümüze geldi. Geçmişe nazaran ilk çıkış noktasından belli kriterler vardı. Kriterler kapsamında en yakın kafes 0.7 mildi. Milletvekili Lütfi Elvan bunu artırarak kriterleri değiştirip ona göre programlayacaklarını söyledi. Gerçekten de önümüze gelen 2. etap projede 1.3 mil ile 3.3 mil arasında değişen 32 tane projenin ÇED raporu toplantıları yapıldı. Onaylar verildi ve çalışmaları başlatıldı” ifadesini kullandı.

“BÜROKRATİK VE ÇEVRE HUKUKU NOKTASI AŞILMALI”

Balık Çiftlikleri konusunun çevresel, doğal, ekolojik yanı olduğunu belirten Sinan Can, “Fakat şu adımdan sonra önümüze daha farklı olan bir sürecin olduğunu görmek, kent ve çevre hakkı mücadelesinin ikinci aşamasına geçtiğimizi söyleyebiliriz. Bunun aşaması bürokratik ve ekonomik olan aşamadır, çevre hukuku aşamasıdır. Bürokratik ve çevre hukuku noktası aşılmadığı sürece, bu tür projeler Mersin kamuoyuna gelecektir. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile birlikte Mersin’de yapılması istenilen birçok proje de ileriki günlerde tartışılacak. Mersin kentinde, Mersin’de yaşayan insanların sesi olabilecek ve onların kararlarıyla birlikte ortaya koyabilecek bir kalkınmanın öngörülmesi gerektiği kanısındayız. O kalkınma gerçekleştirilecektir. Kalkınma gereklidir ama biz kalkınmayı sürdürülebilir bir kalkınma çerçevesinde değerlendiren, çevreyi ve ekolojiyi de içine alabilecek dengeli bir kalkınmanın gerçekleştirilmesi taraftarıyız. Bunun için hem TMMOB, hem tüm oda ve STK’ların aynı fikirde olduğunu düşünüyorum. Şu anda yatırımlar gerçekleştiriliyor. Fakat daha fazla yatırım yapılmaması noktasında önleyici tedbirleri şimdiden almamız gerektiği kanısındayım” şeklinde konuştu.

Daha sonra  Prof. Dr. Ali Osman Karababa ve Doç. Dr. Enver Yaser Küçükgül balık çiftliklerinin çevreye ve insan sağlığına zararları hakkında sunum yaparak katılımcıları bilgilendirdi. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir