Yerel halkla uyum sürecinde basın mensuplarının rolü büyük

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) ve Mülteci Destek Derneği (MUDEM) tarafından düzenlenen “Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları”nın üçüncü hafta programı Van’da başladı. 
Türkiye genelinden 90 yerel medya temsilcisinin yanı sıra Suriyeli gazetecilerin de katıldığı etkinlik, MUDEM Genel Koordinatörü Safa Karataş ile SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak’ın açılış konuşmalarıyla başladı. 

Çalışmalarımızın başarısında basın mensuplarının katkısı önemli
Konuşmasında Basın Buluşmaları’nın kendileri için çok önemli bir zemin teşkil ettiğine değinen Safa Karataş, “Basın Buluşmaları’nın kendimize ayna tutmada özel bir anlamının da olduğunu düşünüyorum. Basın mensuplarından aldığımız geri bildirimler ve tavsiyeler bizim çalışmalarımızı yönlendirme gücüne sahip. Ülkemiz, başta Suriye krizi olmak üzere büyük insani sıkıntıların komşusu konumunda. Bugün, dünyada 70 milyondan fazla insanın zorla yerinden edildiğini biliyoruz ve bunların 25 milyonu mülteci statüsünde. Bu sayının yarısı ise çocuklardan oluşuyor. Bizlerin yaptığı çalışmalarının başarıya ulaşması kuşkusuz sizlerle gerçekleştirdiğimiz fikir alış verişleri sayesinde olacak” dedi.
 
MUDEM Genel Koordinatörü Safa Karataş’ın ardından söz alan SGDD Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak ise son 6 yıldır dünyada en fazla mülteci ağırlayan ülke konumunda olan Türkiye’de yerelin nabzını en iyi bilen kişilerin yerel basın mensupları olduğunu dile getirdi. Basın mensuplarının, kamuoyunun algısının oluşmasında çok büyük bir öneme sahip olduğunu ifade eden İbrahim Vurgun Kavlak, “Mültecilerin toplumumuza ve yerel halkla olan uyumunun tesisinde, basın mensuplarına büyük rol düşmektedir” şeklinde konuştu.
Haberlerde kullanılan dil ve konuyla ilgili doğru terminolojiye hakimiyet gibi konulara da değinen Kavlak, “Bu konu ile ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarının ve kamu kurumlarının, basın mensuplarımızı güncel gelişmeler ile ilgili ortak çalışma yürütmesi kuşkusuz ülkemizin ve ülkemize sığınan kişilerin lehine olacaktır” ifadelerini kullandı.

2 bine yakın gazeteciyle bir araya gelindi

Türkiye’nin farklı bölgelerinde dört yıldır düzenledikleri Basın Buluşmaları’na bugüne kadar 2 bine yakın gazetecinin katıldığını anlatan Kavlak, “Son iki yıldır Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle gerçekleştirdiğimiz ‘Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları’ kapsamında sonuncusunu Ankara’da gerçekleştireceğimiz bu seneki buluşmalar ile toplamda 700 gazeteci dostumuzla daha bir araya geleceğiz” dedi.
 
Kanellopoulou: “Türkiye’deki altyapı ve olanakları güçlendirmeye çalışıyoruz”
 
Açılış konuşmalarının ardından söz alan AB Türkiye Delegasyonu Basın ve İletişim Bölüm Başkanı Marie-Madeleine Kanellopoulou ise mülteciler için yardım programının nasıl işlediği konusunda katılımcıları bilgilendirdi. 
Türkiye’nin de imzalamış olduğu bir anlaşma ile “Mülteciler için Mali Yardım Programı” kapsamında 2016 Mart ayında Avrupa Birliği’nin 6 milyar Euro yardımda bulunmak üzere taahhütte bulunduğunu belirten Marie-Madeleine Kanellopoulou, Suriye krizi ile ilgili olarak, tüm kaynaklarını kullanıyor olduklarını ve Türkiye’deki altyapı ve olanakları daha fazla güçlendirmeye çalıştıklarını dile getirdi.
 
Ödemelerde finansal adımlar izleniyor

Avrupa Birliği tarafından sağlanan fonların yüzde 90’ın üzerinde bir oranda ödendiğinin altını çizen Kanellopoulou, “Bazen bu tür haberleri medyada görmemiz mümkün olabiliyor. Bu paralar ödenmemiş gibi bilgiler duymuş olabilirsiniz fakat finansal prosedürlere göre bazı adımların takip ettiğini söylemek isterim. Şunu söyleyebiliriz ki eğer bir proje tamamlanmışsa biz bu parayı ödemişiz demektir. Süreçte proje kapsamında bu paralar için anlaşmalar yapılır, belli taahhütler verilir. Sonrasında ise bu taahhütler yerine getirildikçe ödemeler yapılır. Tabii ki bu süreçte bazı önceliklerimiz var. Bu paralarını harcanması gereken yerlerin başında ise temel ihtiyaçlar kalemi gelmektedir” şeklinde konuştu.
Türkiye’ye verilen desteklerin ilk 3 milyar dolarlık kısmının temel ihtiyaçlara bağlı tesisler kurmak için olduğunu anlatan Marie-Madeleine Kanellopoulou, “Daha sonra rakam altıya tamamlandı. Ayrıca Avrupa Parlamentosu iki gün önce bir miktar daha fonun sağlanması gerektiğini belirtti. Tam olarak bir rakam verebilecek bir konumda değilim ancak belirli bir miktarda daha katkı muhakkak sağlanacaktır. Bu problemler kendiliğinden kalkacak şeyler değil. Bunun farkında olmamız gerekiyor. Türkiye’ye bu çabalarından dolayı daha fazla katkı sağlanması gerektiği bir gerçektir” ifadelerini kullandı.

Mehmethanoğlu: “Yanlış kullanımlar önyargılara sebep olabilir”

Avrupa Birliği temsilcisi Kanellopoulou’nun sunumun ardından söz alan UNHCR Türkiye Kıdemli Dış İlişkiler Sorumlusu Cem Mehmethanoğlu’nun “Medya’da Mültecilerin Korunma ve İhtiyaçlarına Dayalı Temsili” başlıklı sunumuyla program devam etti. 
Dünya çapında 70 milyondan fazla insanın yerinden edilmiş durumda olduğunun altını çizen Cem Mehmethanoğlu, “Bu rakamın yarısı çocuklar. Sadece geçen yıla baktığınız zaman, her gün 37 bin kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Bu 1 dakikada 25 kişi, ortalama 2 saniyede 1 kişinin evini terk ettiği anlamına geliyor. Ülkemize baktığımızda ise şu anda Türkiye’de 3.7 milyon Suriyeli ile yaklaşık 400 bin civarında da toplamda 85 farklı ülkeden sığınmacı ve mülteci bulunmakta” şeklinde konuştu.
Sığınma ve mültecilik konularında yanlış bilgilerin çok çabuk yayılabildiği ve bu yolla önyargıların oluşabileceğini belirten Mehmethanoğlu, “Yanlış terminoloji kullanımı, yorum ve kavram karmaşası önyargılara sebep olabiliyor. Ancak çok hassas bir konudan bahsediyoruz. Bu yüzden böylesine hassas konularda haber yapılırken kullanılan içeriklerdeki rakamların, tanımların çok daha dikkatle ele alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya doğru kullanılmalı

Sosyal medyanın iletişim konusunda çok güzel bir araç olabildiğini dile getiren UNHCR Temsilcisi Mehmethanoğlu, “Sosyal medya mültecilerin kendi seslerini duyurabildikleri iyi bir platform. Bizim de kurumsal olarak kullanmayı tercih ettiğimiz bir platform. Sosyal medya, nasıl iyi bilgilerin hızlı bir şekilde kitlelere ulaşmasını sağlıyorsa, aynı şekilde yanlış ya da olumsuz bir bilgiyi de bir anda yayabiliyor. Bunun sonucunda da toplum içinde bir tedirginlik, gerginlik yaratabiliyor. Bu konuda yine basının çok önemli bir rolü olduğunu düşünüyoruz. Böyle durumlarda, özellikle yerelde tarafsız bilgiye dayalı sakinleştirici bir dil kullanılarak yazılmış haberlerin önemli bir rol oynayabileceğini anlayabiliyoruz. Biz UNHCR olarak bilgi kirliliğinden uzak, insani bir bakış açısıyla konuyu ele alıyoruz ve haberlerde de bu bakış açısını geliştirmenin savunuculuğunu yapıyoruz” dedi.

Ergen: “Bir çocuğa yaşadığı travmayı hatırlatmak en kötü şeydir”

Mehmethanoğlu’nun ardından “Göç, Mülteciler, Çocuklar ve Medya” konulu bir sunum yapan UNICEF Türkiye İletişim Sorumlusu Can Remzi Ergen, medyada çocuğun yanlış temsili üzerinde durdu. 
Özellikle dezavantajlı, savaşa maruz kalmış, travma yaşamış çocuklarla karşı karşıya gelindiğinde, önceliğin çocuğun koruması olması gerektiğinin altını çizen Can Remzi Ergen, “Farkındalık arttırmak, bu tür konularda davranışları değiştirmek isteniyorsa, bunların hiçbiri çocuğun duyguları üzerinden olmamalı. Çocuğa yaşadığı tramvayı herhangi bir şekilde hatırlatacak bir soru yapabileceğimiz en kötü şeydir. Bunu yapamayız. Bir çocuğun duygusu, hiçbir zaman bizim farkındalık yaratmak için hazırlamaya çalıştığımız bir haberden daha önemli değildir” şeklinde konuştu.

İskender: “Sığınmacı çocukların okullaşma oranı arttırılmaya çalışılıyor”

Programda “Mültecilere Yönelik Yapılan Çalışmalar” konusu, Radyo Evi Derneği Başkanı Yusuf Erbaş’ın moderatörlüğünde düzenlenen bir oturumla ele alındı.
Oturumda söz alan, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Göç ve Acil Durum Eğitim Daire Başkanlığı Şube Müdürü Selami İskender, Suriye’deki eğitim sistemin farklılığına değinerek, “Türkiye’deki eğitim sistemiyle kıyasladığımız zaman ülkemize gelen okul çağındaki sığınmacıların dördüncü yıldan sonra düştüğü görülmektedir. Suriye’de 6 yıllık ilkokuldan sonra lise eğitimi zorunlu olmadığı için burada da sığınmacı çocuklarımız okula ilk dört yıldan sonra devam etmemektedirler” dedi.
Türkiye’de 1 milyonu aşkın okul çağında Suriyelinin varlığına dikkat çeken İskender, “Bakanlık olarak bizim okula yönlendirebildiğimiz Suriyeli sığınmacı sayısı yalnızca 680 bin. Bu sayının geriye kalanı ise ne yazık ki halen okul dışında” ifadelerini kullandı.

Sporla sosyal uyumun arttırılması hedefleniyor

T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik ve Spor Uzmanı Serkan Yücel, Suriyeli gençlere yönelik özel projeleri olduğunu belirterek, sosyal uyumun arttırılması amacıyla SGDD, Olimpik Mülteci Vakfı (ORF) ve UNCHR ile birlikte “Mülteci ve Türk Gençlerin Sosyal Uyumunun ve Katılımın Sporla Güçlendirilmesi Projesi” ile gerçekleştirdiklerini söyledi. Yücel, “Spor yoluyla gençlerin birbiriyle kaynaştıklarını gördük. Her ilde 6 branşta eğitimler vereceğiz. Proje ile toplamda 7200 çocuğun sporu sevmesi ve kaynaştırılması amaçlanıyor” dedi.
Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün yabancılar için uyum ve farkındalık yaratma faaliyetleri konusuyla yakından ilgilendiğini ve takibini titizlikle yaptığını ifade eden T.C. Van Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğü Temsilcisi Uzman Dilara Akçay, “Biz ve diğer tüm illerdeki il müdürlüklerinin öncelikli hedefi bilgilendirme ve doğru bilinen yanlışları düzeltme amaçlı toplantıların yapılmasıdır. Biz de il müdürlüğümüz bünyesinde özellikle geçici koruma kapsamı altında bulunan Suriyeliler hakkında doğru bilinen yanlışları düzeltebilmek için genelde mahalle muhtarları gibi kanaat önderleri ile farkındalığı arttırmak için bilgilendirme toplantıları gerçekleştiriyoruz” şeklinde konuştu.
Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalanan anlaşmalar çerçevesinde, Türkiye hükümetince uygun görülen ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Türkiye’deki Irak ve Suriye Krizinden Etkilenen Sığınmacılar için Geliştirilmiş Destek” projesi kapsamında gerçekleştiriliyor. Ankara’da Kasım ayının sonunda gerçekleştirilecek olan son toplantılar ile birlikte, yerel ve ulusal medyadan 2000’den fazla gazetecinin katılımı planlanıyor.  “Medya ve Mülteciler Basın Buluşmaları” göç ve mülteci konularındaki yasal çerçeve hakkında yerel ve ulusal basının bilgilendirilmesini amaçlıyor.

Mültecilerle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar, Doğru Terminoloji

“Mültecilerle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar ve Doğru Terminoloji” oturumuyla başlayan toplantıların ikinci gününde, Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) Genel Koordinatörü İbrahim Vurgun Kavlak, uluslararası terminolojide ve Türkiye’nin kendi mevzuatı çerçevesinde tanımlamış kavramların ne anlama geldiğini açıklığa kavuşturdu. Haber yapılırken ve günlük dilde çok farklı kullanımlarla karşılaşıldığına dikkat çeken Kavlak, doğru terminoloji kullanımının önemini hatırlattı. Kavlak; sığınmacı, mülteci, göçmen, kaçak göçmen gibi kavramların aynı haber içerisinde bir arada kullanılmasının, yanlışlıklara yol açabildiğini söyledi. 
SGDD Genel Koordinatörü Kavlak, 2. Dünya Savaşı sonrasındaki göç hareketleriyle birlikte ortaya çıkan ihtiyaç neticesinde, 1951 Cenevre Sözleşmesi ve sonrasındaki kanun süreçlerindeki statü farklılıkları hakkında bilgi verdi. Uluslararası ve ulusal mevzuatlardaki mülteci, şartlı mülteci, geçici koruma, uluslararası koruma, sığınmacı, göçmen, düzensiz göçmen gibi tanımların ne anlama geldiğini anlatan Kavlak, “Uluslararası terminolojiye göre ilk gelen kişiye sığınmacı ve belirlenen 5 kriter karşılanırsa mülteciyi deniliyor. Türkiye açısından ise Suriyeliler dışında yeni gelen bir kişiye uluslararası koruma başvuru sahibi, eğer 5 kritere dayalı sebepleri var ise şartlı mülteci deniliyor. Suriyeliler için ise, geçici koruma altındaki Suriyeliler deniliyor. Yine Türkiye’ye giriş ya da çıkış yapan ya da vize ihlali gibi durumlara maruz kalmış olan veya yakalanmış olan kişilere de genelde düzensiz göçmen nitelendirilmesi yapılmakta” şeklinde ifade etti. 

Gazetecilerin Gözünden Medyada Göç ve Mülteci

Basın Buluşmaları’nın son toplantısı Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zakir Avşar moderatörlüğünde gerçekleştirildi. “Gazetecilerin Gözünden Medyada Göç ve Mültecilerin Yeri” başlıklı oturumda söz alan, Güney Doğu Anadolu Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Çelik, “Birçok hassasiyeti göz önüne alıp empatiyle konulara değinilmesi gerekiyor. Türkiye’ye savaştan kaçarak gelen insanların gözlerindeki duyguları görmeye çalışmalıyız. Haber yazarken bunlara daha fazla dikkat etmeliyiz. Kimseyi suçlu görmemeniz ve ötekileştirmememiz lazım. Sığınmacıların belli sebeplerden dolayı buraya göç etmek durumunda kaldıklarını unutmamak lazım” dedi. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir