“AKKUYU’DA DEPREM RİSKİ EN AZ”

Akkuyu Nükleer bilgilendirme toplantısında konuşan Butskikh, Akkuyu bölgesinin, 40 yıldır deprem konusunda araştırılan bir bölge olduğunu söyledi. Butskikh, “Aslında Türkiye deprem haritası incelendiğinde, Akkuyu bölgesi, ülkedeki en düşük sismik aktiviteye sahip bölgelerindendir. Haritada da ‘beyaz’ renkle işaretlenmiştir. Ek olarak, Akkuyu sahasında sürekli deprem sismik etkilerinin araştırmasını yapan 2 sismik istasyonumuz bulunmaktadır.’’ dedi. 
 
Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom) tarafından Mersin’in Gülnar ilçesinin Büyükeceli Mahallesi’nde inşa edilen Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali olacak Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin (NGS) ilişkin Mersin basın kuruluşlarına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi.
Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdür Birinci Yardımcısı ve Yapı İşleri Direktörü Sergey Butskikh, sunumunun ardından gazetecilerin sorularına da yanıt verdi.
 
”12 sismik araştırma yapan istasyonumuz bulunmaktadır ”
 
Bir gazetecinin, olası bir depreme yönelik çalışmaları sorması üzerine Butskikh, şu değerlendirmede bulundu: “Akkuyu bölgesi 40 yıldır deprem konusunda araştırılan bir bölge.Aslında Türkiye deprem haritası incelendiğinde, Akkuyu bölgesi, ülkedeki en düşük sismik aktiviteye sahip bölgelerindendir. Haritada da ‘beyaz’ renkle işaretlenmiştir. Ek olarak, Akkuyu sahasında sürekli deprem sismik etkilerinin araştırmasını yapan2 sismik istasyonumuz bulunmaktadır. Saha dışında da faaliyette olan ve sürekli verileri toplayan 12 sismik araştırma yapan istasyonumuz bulunmaktadır. Akkuyu projesinin inşaatına başlamadan önce buradaki zemin araştırma çalışmaları çok kapsamlı yapılmış olmasına ilaveten 3. ve 4. ünitelerin yapımı söz konusu olduğu için ünitelerin sahada yerleşeceği yerlerde deprem araştırma çalışmaları, bahsettiğimiz istasyonlar vasıtasıyla devam etmektedir. Bu sismik araştırma istasyonlarındaki çalışmalar ve elde edilen veriler, Türkiye’deki Deprem Araştırma Enstitüsü’ne aktarılmaktadır.” dedi. Mersin GAZETESİ tarafından sorulan Reaktörlerin soğutulması yönünden deniz suyunun sıcaklığı yönünde yaşanacak artışa ilişkin bir araştırma olup olunmadığı sorusuna ise, Mersin Üniversitesi öğretim görevlisi Doç. Dr. Gökhan Arslan, net bir araştırma olmadığını ama bölgesel anlamda su sıcaklığında bir artış olacağını sanmadığını belitti.
 
”Radyoaktif atıkların yönetimi Türk mevzuatında güncelleştirilme sürecinden geçiyor”
 
Nükleer atıkların nasıl bertaraf edileceğine ilişkin soruya ise Butskikh şu yanıtı verdi:
“Elbette ki atık yönetimi planı mevcuttur. Nükleer enerji alanında Türkiye tüm dünyada yürütülmekte olan süreçlere katılım sağlayan ve üye olan bir ülkedir. Projemiz kapsamında saha yerinde geçici olarak atıkların depolanmasını öngören özel tesisler tasarlanmıştır ve bunlarla ilgili çalışmalar devam ediyor. Radyoaktif atıkların yönetimi konusunda Türk mevzuatı şu anda güncelleştirilme sürecinden geçmektedir. Bizim kurmakta olduğumuz nükleer santralin işletme dönemi 60 sene olacaktır. Buna ilaveten 20 sene uzatma fırsatı bulunmaktadır. Atık yönetimi Türk mevzuatı güncelleştiriliyor derken, bizim sahamızda şu anda öngörülen atıkların geçici depolanmasıyla ilgili tesisler, kullanılmış yakıtın ve atıkların bertaraf edilmesiyle ilgili tesislerin ne şekilde faaliyet göstereceği; Türk mevzuatında ilgili değişiklikler yapılarak düzenlenecek. Bir nükleer yakıt kullanıldıktan sonra yeniden işlenebilir ve tekrar kullanılabilir. Dolayısıyla radyoaktif atıklar yeniden kullanıldıktan sonra bertaraf edilmek üzere muhafazaya alınacak olanlar, sadece yüzde 1’ini oluşturuyor. Türkiye’nin de şu anda üzerinde çalışmakta olduğu radyoaktif plan da ulusal plan olarak adlandırılıyor.”
 
 
“Rosatom, hisselerinin yüzde 49’unu satma hakkına sahip”
 
Akkuyu NGS inşaat projesinin finansmanının yüzde 100 Rusya tarafından sağlandığına işaret eden Butskikh, “Rosatom, projedeki hisselerinin yüzde 49’unu başka hissedarlara satma hakkına sahiptir. Satılabilecek yüzde 49 hisselerimiz tek bir hissedara satılabileceği gibi birkaç gruptan oluşan hissedarlara da satılması söz konusu olabilecektir. Bizim projemiz şeffaf, açık bir projedir. Yabancı yatırımcıların bu projeye çekilmesi, Rusya tarafı için herhangi sorun teşkil edecek bir konu değildir. Aksine, bizim projemizin bir ticari proje olduğunu dikkate alırsak, hisselerin satılması, yabancıların da bu projeye gidebilmesine imkan sağlamaktadır” ifadelerini kullandı.
Hisse satışlarındaki son duruma ilişkin soruya Butskikh, “Hisse satışı ile ilgili şu an itibariyle yapmakta olduğumuz görüşmeler hakkında şirket bilgisi paylaşmak için erken. Ancak Rusya ve Türkiye arasındaki hükümetler arası anlaşmaya göre, bu projede hissedar olarak katılmak isteyen şirketle görüşmeler olsa bile nihai karar Türkiye Cumhuriyetine ait. Hisse almak isteyenler arasında Türkler de var” yanıtını verdi.
 
”Fiyatlar Sabit”
 
Nükleer santralden çıkan enerjiyi, Türkiye’nin diğer santrallerle karşılaştırıldığında pahalıya mı kullanacağı sorusuna ise Sergey Butskikh, üretilen elektiriğin fiyatının sabit belirlendiği söyledi. Butskikh, ‘’Bizim projemiz çok nadir bir projedir. Dolayısıyla üreteceğimiz elektrik fiyatı sabit bir fiyat olarak belirlenmiştir. Bu fiyat belirlenirken ilerideki uzun dönemle enflasyondan etkilenmeyecek bir şekilde belirlenmiştir. Dolayısıyla bu rakam üzerinde gereken detaylı hesaplamalar yapılırken Türkiye Cumhuriyeti için hatta enflasyonu oranını dikkate aldığımızda ekonomik açıdan belirlenerek verilmiş bir fiyattır.” şeklinde konuştu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir