KILAVUZ: “CAMİLERE TANINAN HAKLAR CEMEVLERİNE DE TANINMALI”
Cemevi Mersin Şubesi Başkanı Hasan Kılavuz, basın mensuplarıyla buluşarak, Cemevi hakkında açıklamalarda bulundu. Kılavuz, “Cumhurbaşkanımız, seçimden sonra ilk 100 günde Cemevlerinin yasal statüsünün kabul edileceğini söyledi. Ama o yüz günün üzerinden kaç yüz gün geçti bir daha bunu dillendirmedi.” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) İnanç Kurulu, ve Cemevi Mersin Şubesi Başkanı Hasan Kılavuz, Mersin Cemevi’nde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Yasal statünün kabulüne ve eşitlik sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İnsanların Cemevini daha yakından tanıması amacıyla düzenlenen toplantıda ilişkilerin sıcak olması gerektiği vurgusunu yapan Hasan Kılavuz, konuşmasına şehitlere taziye mesajıyla başladı. Kılavuz, “Cemevi’nde hep söyleriz, bizim sizlerle sizin de bizlerle ilişkilerimizin hep sıcak olması lazım. Mersin Cemevi’nde neler yapılıyor? Birbirimizi ne kadar yakından tanırsak o kadar güzel olur. Mersin’de olupta 20 yıldır bulunan Cemevi’ni ziyaret etmeyen çok insan var. Cemevi’nin sadece kapısı değil, gönlümüzde açık. Cemevi, camiler gibi belli bir saatten sonra kapalı değildir. 24 saat açığız. Üniversite kayıt zamanları burada kalan öğrenciler var. Biz takip edilmek isteriz. Varsa bir eksiğimiz söylenmesini isteriz.” diye konuştu.
Cemevi’nin, 7 bin üyesi ile Mersin’deki 400 bin alevi ve bütün yurttaşlara hizmet verdiği belirtildi.
“Cemevi ibadethane olarak görülmüyor”
Gazetecilerin, Cemevi’ne devlet destekleri ve ibathane olarak kabulüne ilişkin sorularını yanıtlayan Hasan Kılavuz, hiç bir devlet desteği almadıklarını belirtti. Kılavuz, “Çünkü devlet resmi statüde inanç olarak kabul ettiği yerlere destek veriyor. Burayı inanç yeri olarak görmüyor. Devlet nazarında Cemevleri ibadet yeri değildir. İbadet yeri olarak görmediği yerlere de neden destek sağlasın. Sadece bazı kuruluş ve yerel yönetimlerin yardımları oluyor. Daha önce Cemevi’nin giderleri için diyanet bütçesinden sağlanması için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uyarak hukuka uygun bir şekilde itirazlarımız oldu. Ancak ciddiye alınmadı. Mahkeme bizim lehimize bir karar vermedi.” şeklinde konuştu.
“Lokanta olarak raporlandı”
Mersin’de de müracaatları olduğunu belirten Kılavuz, “Mahkeme buraya bilirkişileri yönlendirdi. Bilirkişi burayı dolaştığında buranın ibadet yeri olmadığını, yemek yediğimiz yeri lokanta olarak tanımladı. Cemevi lokanta olur mu? Burayı biz hizmet alanı olarak görüyoruz. Morg hizmetlerimiz kabul görmedi. Dolayısıyla ‘Bu binanın yüzde 20’si inanç boyutunda hizmet veriyor, geri kalanını inançsal boyutta hizmet vermiyor’ diye rapor çıkarttılar. Bu rapordan dolayı davayı kaybettik. Ayrıca karşı tarafın avukatlık ücretlerini de biz ödedik. Daha sonra yeni bilirkişi talebinde bulunduk. Fakat bir sonuç çıkmadı. Takipçisi olacağız. Buranın bir inanç yeri olarak kabulu için çalışacağız. Bugün bir Alevi’ye “İnanç yerin neresi?” diye sorulsa, diyeceği şey, ‘Cemevi’ olur.” diye konuştu.
“Hak yerini bulacak”
Ülkede 20 milyon alevinin yaşadığını hatırlatan Kılavuz, “İlla ki bu hak yerini bulacak. Cemevlerinin yasal statüsünü bu iktidar tanımasa bile bir başka iktidar bunu mutlaka tanıyacaktır. Cumhurbaşkanımız, seçimden sonra ilk 100 günde Cemevlerinin yasal statüsünün kabul edileceğini söyledi. Ama o yüz günün üzerinden kaç yüz gün geçti bir daha bunu dillendirmedi. Yukarıya devamlı iletiyoruz. Bu olacak. Bu ülkede bu işe bakan birinci derecede sorumlu kişilerin inançsal boyutta kendini aşması lazım. Kendisini aşmadığı sürece bu olmaz. ‘Türkiye’de bir tek ibadet yeri vardır camii’dir. Tek bir inanç vardır hanifidir.’ Bu algıya kitlenmişler. Ama bu topraklarda yaşayan nice inançlar vardır. Bunun için bizim bu konuda biribirmizi anlamamız ve saygı göstermemiz lazım.” dedi.
“Alevi çocukları asimile ediliyor”
Alevilerin de Türkiye’nin birinci sınıf vatandaşı olduğunun vurgusunu yapan Kılavuz, “Alevi biri bu ülkede askerlik yapıyorsa, vergilerini veriyorsa , bir vatandaş olarak üzerine düşen bütün görevleri yerine getiriyorsa, ibadet konusunda da eşit görülmesi lazım. Gerekli kurumlara zaman zaman söylerim. Bir camiye hangi haklar tanınıyorsa o hakların Cemevlerine de verilmesini istiyoruz. Başka bir isteğimiz yok. Camiyle aynı statüde değerlendirilmesini istiyoruz. Bütün talebimiz Alevi çocukları okullarda sunni öğretiyle asimile ediliyor. Din derslerinden alevi çocukları muaf tutulsun. Din dersleri öğretiliyorsa, çocuklarımız hem sunni, hem alevi eğitimi alsın. Bunula ilgili bir adım atılmadı. Kabul görmedi. Tek yönlü hazırlanan müfradatla alevi çocuklarının asimile edilmesine karşıyız.” ifadelerini kullandı.
“Kadın ve erkek eşittir”
Alevilik inancı üzerine de konuşan Kılavuz, “Her inanç kendi başına diğer inançlardan farklıdır. Alevilik de bir inançtır. Her inancın kendine ait kaideleri, yasakları, emirleri ve kuralları vardır. İnanç kişiye özgüdür. Bu yüzden bu topraklarda yan yana yaşamamız için bir engel yoktur. Körüklemek isteyenler oldu ama aleviler hiçbir zaman bu oyunlara gelmedi. Alevilerin özellikle kadınlara bakış açısı farklıdır. Kadın erkek eşitliği diyoruz. Bütün semavi dinlerden farkımız var. Örgütümüzün içindeki kadın sayısına baktığımızda bunu görmek mümkün. Kadınlar bugün kurumların başında ve söz sahibi değillerse bu Türk toplumunun aile yapısındaki feodal yapıdan etkilenmesindendir.” diye konuştu.,


