NÜKLEER ÇÖZÜM DEĞİL TEHDİTTİR!
Hiroşima’ya atom bombası atılmasının 74. yıldönümünde basın açıklaması yapan, Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi nükleer silahlanma ve nükleer santrallara karşı halkı mücadele etmeye çağırdı.
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Seyfettin Atar, Bugün Hiroşima’ya atom bombası atılmasının 74. yıldönümü dolayısıyla, nükleer silahlanma ve nükleer santrallara karşı halkı mücadele etmeye çağıran bir basın açıklaması yaptı.
“Hiroşima’yı hatırlayın!”
II. Dünya Savaşı’nda Hiroşima’ya yapılan atom bombası saldırısından dolayı 140 bin kişi, 3 gün sonra Nagazaki’ye yönelik saldırıda da 80 bin kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan ve Radyoaktiviteye maruz kalan onbinlerce insan ise “hibakuşalar” olarak ömürlerini çeşitli sağlık sorunları ve bunlara eşlik eden toplumsal dışlanmayla geçirmek zorunda kaldıklarını hatırlatan Seyfettin Atar, ” İnsanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri yaşanmış, yüzbinlerce kişinin ölmesine, yüzbinlerce kişinin yaralanmasına, yine gelecek kuşaklara aktarılacak biçimde ileri yaşlarda görülen kanser hastalıklarına yol açmıştır. Bombaların atıldığı bölge geri dönüşü olmayan biçimde zarar görmüştür. Çok büyük yıkımlara neden olan nükleer silahlanma tutkusu, yaşanan onca yıkıma rağmen bugün halen hız kesmeden devam etmektedir. Canlılara zarar veren ama binaları fabrikaları yıkmayan nötron bombası geliştirilmiş, üretilen atom bombaları ve nükleer silahlar dünyanın dört bir yanına insanları hedef alacak biçimde yerleştirilmiştir. Ülkemizde var olan üslerde de varlığını kazara öğrendiğimiz nükleer silahlar bulunmaktadır. ” dedi.
” Dünya yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır”
Nükleer silahlar, emperyalist ülkeler tarafından birbirlerine ve tüm dünyaya karşı baskı ve tehdit aracı olarak kullanıldığını belirten ve Bir yarışmaya dönüşen nükleer silah üretimi ve tüm dünyanın güya güvenlik amacıyla nükleer füzelerin hedefi haline getirilmesi, 1987 yılında ABD ve SSCB arasında yapılan orta menzilli nükleer ve konvansiyonel füzelerin ortadan kaldırılması anlaşması (INF) ile durdurulduğunu hatırlatan Atar, ” Bu yıl önce ABD’nin ardından Rusya’nın INF’den çekilmesi ve ABD’nin yeniden nükleer füze üretmeye başlayacağını ilan etmesi hepimizi endişelendirmektedir. Dünya yeniden bir nükleer savaşta ya da bu füzelerin üretimi sırasında yaşanabilecek kazada büyük yıkımlar ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.” dedi.
“Nükleer silahlanma sevdasına son verilmeli”
Nükleer silahları ortadan kaldırmak yerine nükleer silah sahibi olarak eşitlenme ya da güvenlik oluşturma tercihleri, nükleer silaha sahip olma çılgınlığının tüm dünyaya yayılmasına neden olduğunu belirten Atar, ” Bu çılgınlığı sonlandırmak üzere 2017 yılında Bi˙rleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda kabul edilen Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması Anlaşması, üye ülke parlamentoları tarafından da derhal imzalanarak nükleer savaş tehlikesine son verilmelidir.”diye söyledi.“Nükleer silah avcılığına” da soyunan emperyalist devletlerin yıllar önce Irak, günümüzde ise İran’a yönelik politikaları sonucu, Türkiye’nin de içinde yer aldığı Ortadoğu’da sıcak savaşların hiç bitmediğini vurgulayan ve bu savaşlarda seyreltilmiş uranyum içeren bombaların kullanıldığı iddialarının ise hiç soruşturulmamakta olduğunu ve genellikle inkar edildiğini söyleyen Atar, ” Seyreltilmiş nükleer madde içeren silahların etki ettiği insanlarda yarattığı ani ve ileri dönem etkileri ise ne yazık ki bilinmemektedir, araştırılamamaktır. ” ifadesini kullandı. Nükleer silahlarla yürütülen savaşlar ve acı sonuçlarına rağmen nükleer silaha sahip olma çılgınlığına kapılan ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu söyleyen Atar, ” Nükleer enerji santralı projeleri ile üzeri örtülen bir nükleer silahlanma sevdası, “teknolojik gelişim” olarak topluma dayatılmaya çalışılmaktadır.”dedi.
“Türkiye’nin enerji açığı yok “
Nükleer santral teknolojisinin pahalı, riskli ve kirli olduğunu ve Türkiye’nin bugün enerji açığı olmadığı gibi tam tersine arz fazlası olduğunu belirten Seyfettin Atar,”Dolayısıyla enerji politikalarıyla ilgisi olmayan tamamıyla siyasi bir tercih olan nükleer santrallara ülkemiz mecbur değildir. Enerji açığımız olsa dahi nükleer santrallar büyük riskler barındırdıkları için bir alternatif olarak görülemez. Dünya nükleer santrallardan uzaklaşırken, Türkiye’de geleceğimizi tehlikeye sürükleyecek bir nükleer santral macerasına girilmesi kabul edilemez.”dedi.
“Akkuyu’ya teknik inceleme heyeti kabul edilmeli”
Çernobil Nükleer Felaketi’ne yol açan nükleer santralı inşa eden ve işleten Rusya menşeili Rosatom firması tarafından Mersin Akkuyu’da, gazetelere yansıyan haberlere göre “ağır ihmallerin olduğu” nükleer santral inşaatı hızla sürdürüldüğünü belirten Atar, İnşaatın temelinde çatlaklar oluştuğu, uygun olmayan zeminin deniz suyuyla dolduğu, Rusya’da soğuk hava şartlarına göre projelendirilen çalışmanın, Mersin gibi sıcak bir bölgeye uygun şekilde optimize edilmediği” iddia edildiğini söyledi. Elektrik Mühendisleri Odası, çatlak iddiasıyla ilgili olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na iki kez yazı yazarak bilgi istediğini, ancak hiçbir yanıt alamadıklarını söyleyen Atar, “Santralı 2023’e yetiştirme telaşıyla acele eden iktidarın, bilimsel verileri, mühendislik ilkelerini ve saha gerçeklerini göz ardı ettiği görülmektedir.” dedi. Nükleer santralların en büyük risklerinden biri atık problemi olduğunun unutulmaması gerektiğini bildiren Atar,” Radyoaktif atık için kesin, bilinen, uygun ve kabul edilebilir bir arıtma yöntemi yoktur. Dünya üzerinde hiçbir yerde nihai depolama tesisi yapılamamıştır.” diye söyledi. Hiçbir projenin yaşamın kendisinden daha önemli olmadığınıda sözlerine ekledi. Akkuyu Nükleer Santralı inşaatı derhal durdurulması gerektiğini kamuoyunda büyük endişelere yol açan iddialara karşılık derhal detaylı bir çalışma başlatılması gerektiğini belirten Atar, “Akkuyu’ya teknik inceleme heyeti kabul edilmelidir.” dedi.
“Yarın çok geç olabilir!”
Bünyesinde birçok meslek odası, sendika ve gönüllü kuruluşun yer aldığı Nükleer Karşıtı Platform (NKP), yıllardır yürüttüğü çalışmalarla, nükleer teknolojinin, kapitalizmin kar hırsı içerisinde dünyamızı bir mahvoluşa doğru sürükleyecek santral ve nükleer silahlanma yarışı için kullanılmasına karşı çıktığını anlatan Akar, “Hiroşima ve Nagazaki başta olmak üzere nükleer silahlarla yaşamlarını yitiren ve bugün hala nükleer kirlenmenin acısını genetik olarak taşıyan canlara karşı sorumluluğumuzun bilinciyle tüm dünyaya ve TBMM’ye ve hükümete sesleniyoruz; insan eliyle yaratılan ölümleri durdurmak elimizde Nükleer Silahların Ortadan Kaldırılması Anlaşması tüm ülkelerce onaylansın. Yarın çok geç olabilir!”çağrısında bulundu.


