MERSİN’DE CÜNEYT ÖZDEMİR COŞKUSU
Mersin Büyükşehir Belediye (MBB) başkanılığının düzenlediği “İletişiminin 5N1K’sı” adlı seminerde gazeteci yazar Cüneyt Özdemir Mersinlilerle buluştu. Çoğunluğun gençlerden oluştuğu salonda büyük bir kalabalık Cüneyit Özdemir’i karşıladı.
Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen seminere MBB Başkanı Vahap Seçer de katıldı. Cüneyt Özdemir konuşmasında normal hayattaki iletişim hakkında akılda kalan detayları kendi tecrübelerinden örneklerle vatandaşlara anlattı.
‘’Doğru zamanda doğru haberi aktarmak’’
Gazetecilikte doğru zamanda doğru yerde olmanın önemli olduğunu vurgulayan Cüneyt Özdemir, ‘’Gazeteciliğe ilk başladığımda ben ilk şunu anlamıştım. Doğru zamanda doğru yerde, eğer ihtiyacı olan insanların doğru hikayelerini iyi bir şekilde anlatabilirsen, gök yüzünden yiyecekler yağacak bir mesleğe adım atıyorsun. Bu benim için müthiş ilham vericiydi. Müthiş bir metafora dönüştü.’’ dedi.
Özdemir: “En kötü şey iletişimsizlik”
Seminerde, gazetecilik mesleğine başlama sürecinden bahseden Özdemir, iletişim yöntemlerini kariyer serüveninden çeşitli örneklerle anlattı. Meslek hayatı boyunca Dilber Ay’dan Fatih Altaylı’ya, Burhan Kuzu’dan Tuğçe Kazaz’a birçok isimle yaptığı programlardan kayıtları izleyicilerle paylaşan Özdemir, iletişim kazası, iletişimde sessizliğin gücü, tartışmanın etkisi ve önyargının dezavantajları gibi konulara değindi. Herkesin iletişiminin farklı olduğunu dile getiren Özdemir, “Bir sürü iletişim yöntemleri anlattım. Bence en kötü şey iletişimsizlik. Ne olursa olsun içinizden bir şey geçiyorsa tutmayın, söyleyin. Uygun bir üslubu bulun. Hata olur belki ama söylemediğiniz zaman o sizde ukde olarak kalıyor. Yıllar geçiyor, bir türlü onu unutamıyorsunuz ve artık anlatamıyorsunuz” dedi.
“Benim Youtube’a geçişim ciddi bir haberle başladı”
Televizyondan Youtube’a uzanan yolculuğuna değinen Özdemir, 4 yıl önce CNN Türk’ün New York temsilcisi olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne gittiğini, yeni mecraya geçişini ise Rıza Sarraf davasıyla başladığını söyledi. Çalıştığı kurumun kendisine davayı ajanslar üzerinden takip edeceğini söylemesi üzerine bireysel olarak davayı izlediğini anlatan Özdemir, süreçten şöyle bahsetti:
“Tarihi bir dava var. Biz de ‘gidelim, seyredelim’ dedik. Gazeteciyiz, bir kenarda oturup ne yapacağız? Gittik davayı izledik. Ara oldu, bütün gazeteciler inip ajanslarına, televizyonlarına, gazetelerine haber geçtiler. Bir tane Youtube kanalı kurmuştuk, benim aklıma da o geldi. 5N1K programlarını koyuyorduk, bir gün belki kullanırız diye öyle duruyordu. 20 bin de takipçisi vardı. Ben o gün mahkeme salonunun önünde cep telefonuyla yayın yapmaya başladım. Türkiye’den çok tepki gelmeye başladı, sonra bu yayınları artırmaya başladım. Benim Youtube’a geçişim de böyle ciddi bir haberle başladı.”
“Youtube’a koyuyorum, 200 bin kişi seyrediyor”
Dünyanın Venezuela’yı yakından takip ettiği süreçte Nicolás Maduro’yla yaptığı bir söyleşinin dünya basınında yer almasına rağmen kanalında 200 bin kişiye ulaştığını, ancak Venezuela’da bir depo benzini bir çikolatayla doldurduklarını gösteren bir başka videosunun 1 milyon kişiye ulaştığını söyleyen Özdemir, “Mesela gidip Maduro’yla söyleşi yapıyorum, dünya basınına haber oluyor. İran’a, Çin’e haber oluyor, bütün dünya bunu konuşuyor. Youtube’a videosunu koyuyorum, 200 bin kişi seyrediyor” diye konuştu.
“Aramızda dengemizi bozan iş adamı var”
Televizyon gazeteciliğinde iş adamlarının medyayı bir sopa gibi kullandıklarını belirten Özdemir, ‘’Televizyon gazeteciliğinde bir biz varız birde siz vatandaşlar varsınız. Burada bir olay oldu diyelim. Bizim görevimiz aslında çok basit, bu olayı alacağız ve size ileticeğiz. Fakat arada iş adamı diye bir adam var bizim aramızda. Bu iş adamı bizim bütün dengemizi bozuyor gazeteciler olarak. Çünkü bu iş adamının tek derdi, haber falan değil para kazanmak istiyor. Para kazanmasının da iki yolu var ya reklam gösteriyor, reklamlardan para kazanıyor, ya da medyayı bir sopa gibi kullanıyor. Kimi zaman siyasetçiyi dövüyor, kimi zaman rakibini dövüyor, kimi zaman sopayı veriyor siyasetçiye ’sen onları döv’ diyor. Böyle bir işimiz var. Bu durum gazetecileri çok zorluyor. Özellikle siyasilerle karşı karşıya geldiğimiz anlarda içinden çıkamayacağımız durumların tam ortasında kendimizi buluyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Türkiye’nin İdlip’te ne işi var?”
Cüneyt Özdemir seminerde seyircilerden gelen soruları cevapladı.
“Türkiye’nin İdlip’te olması konusunda ne düşünüyorsunuz?’’ sorusuna şu cevabı verdi, ‘’Bu soruyu bir çok kişi sordu. Hatta sormaya da devam ediyor. Bu soruya net bir cevap veren olmadı. Somut olarak ‘Biz şu yüzden ordayız’ diye bir cevap verilmedi. Tanıdığım bir bürokratla bu konuyu konuştum ve bana şu cevabı verdi, ‘Şu anda Türkiye-Suriye sınırında 1 milyon 100 bin kişi var. Suriye’de sınırda çadırları kurmuşlar ve de duvarlar var orada. Eğer bu saldırı devam etseydi, 1 milyon yada 2 milyon kişinin daha İdlip’ten bu sınıra gelmesi bekleniyordu. O zaman da şu olması bekleniyordu. O duvarları yıkıp içeriye Türkiye’ye doğru 2 milyon kişinin sınırından girmesi bekleniyor. İşte Türkiye’nin şuanda İdlip operasyonu yapmasının tek nedeni var o da bu. Orada bir güvenli bölge kurulması.’ dedi bana. Şimdi diyebilirsiniz ’giremezler ordumuz var’. Ama o duvarları yıkıp 2 milyona yakın insan Türkiye’ye gelmek istediğinde durdurabiliyor musun? Durduramazsın. Çünkü mağdur insanlar evlerinde barklarında bir şey yok. Türkiye’nin Suriye’de olmasının çok gerçekçi bir nedeni var. Ama ben hükümette olsam bu cümleyi ilk günden itibaren dünyaya söylerdim sadece Türk kamuoyuna değil.” diye konuştu.


